<< Bu Ben Değilim… Ben Buyum xD >>
- xD Selamun Aleyküm Gençler ve Kendini Genç Hissedenler…
- Bir çocuk Metehan Öztürk…
- Hep çocuktu…
- Yine çocuk…
- Saçları kumral…
- Dümdüz…
- Ipıl ıpıl parlıyan bir çocuktu…
- Yine çocuk…
- Uyurken dudaklarının kavuştuğu kenarından, gerdanına doğru uyku suyu akan…
- Üzerindeki yeşil battaniyesinin birazı yere doğru uzanan bir çocuktu…
- Telaşsız…
- Umarsız…
- Kirli…
- Kuruyunca griye çalan çamurları; suratında, ellerinde, dizlerinde taşıyan bir çocuktu…
- Gecenin bir yarısında ateşi çıkan…
- Kusan…
- Üşüyen…
- Anasının baş ucunda sabahladığı bir çocuktu…
- Babası işe gidince, ne gereği varsa, ağlayan…
- Akşam olup da dönünce mutlu olan…
- Yağmur birikintilerinde kağıt kayıklar yüzdürmüş…
- Keskince katladığı her bir uçağı yere düşmüş…
- Ayağına, paslı olup olmadığı ebeveynleri tarafından merak edilen, çiviler batmış…
- Pasın neden önemli olduğunu kavrayamamış…
- Kanamış bir çocuktu…
- Yine çocuk…
- Sigara görünümlü sakızlar çiğnemiş…
- En berbat, mikrop dolu pembe gofretleri yemiş…
- Leblebi tozu boğazında kalmış…
- Niyet çekmiş…
- Çamlıca gazozunu bir dikişte içebilmiş…
- Uçan balonu olmuş…
- Siyah okul önlüğü giymiş…
- Kırmızı Pinokyo bisikletine rahatça binebilecek, geniş sokaklara sahip olmuş,
- Bisikletinin kırmızısından utanan bir çocuktu…
- Yarısı apartmanlarla, yarısı bahçeli evlerle dolu mahallesi çalınmış…
- Çocukluğunun üzerine A, B, C blok diye kategorize edilerek, havuzlu siteler yapılmış bir çocuk…
- Üzerinde masmavi gökyüzünün olduğu bir çocuktu…
- Peçeteyle, kağıt havluyla değil; elbeziyle ağzı silinmiş…
- Anne tarafından iyice bastırılınca daha iyi paklar diye düşünülen elbezi dokusunun ağzını acıttığı bir çocuktu…
- Elbezinin sabun tadının hala dudaklarında olduğu bir çocuk…
- Yine çocuk…
- Anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı?..
- Seni bize götürelim, bizim oğlumuz olur musun?..
- Ve benzeri aptalca sorularla dimağı yoklanmış…
- Misafirliğe gidildiğinde misal muzdan, kendisine düşen adetten daha fazlasını yiyince evde olsa yemez, bir yere gidince hep böyle oluyor ana-baba utancını duymuş…
- Ev sahibi kişi bir an için uzaklaştığında kaş göz işaretleriyle uyarılan, yediği muz zehir zıkkım edilmiş bir çocuktu…
- Nalbura gidip bilmemkaçnumara boya almış, sonra bir ton açığı olsa iyi olur tespitiyle nalbura bir kez daha gönderilmiş, yolda giderken küfretmiş…
- Evde badana yapılırken mutlu olsun diye eline küçük bir fırça verilmiş, onun boyadığı yerler badanacı kişi tarafından umursanmadan tekrar boyanmış…
- Bu güvensizliğe anlam verememiş bir çocuktu…
- Alışverişi gönderilirken verilen paranın üstüyle kendine istediğin bir şeyi alabilirsin özgürlüğü sunulmuş, eve gelindiğinde illa ki kendine ne aldın merakıyla karşılanmış…
- Sen dururken annen mi gitsin ekmek almaya siteminden etkilenip, televizyondaki filmi yarım bırakarak bakkala ekmek almaya gitmiş…
- Evin ekmek ihtiyacı hep seyrettiği en güzel filmlere denk düşmüş…
- Bakkal ev arasındaki mesafede ekmeğin ucunu ısırarak gıda etmiş bir çocuktu…
- Yine çocuk…
- Evden çıkarken,Paran var mı? sorusuna “Hayır yok” yerine, seri şekilde “Var var” diyen, tam kapıyı kapatacakken,”Şunu da al bulunsun, lazım olur” baba sıcaklığıyla karşılaşmış bir çocuktu…
- Parayı utana sıkıla alırken, paraya bakmıyormuş gibi yapan…
- “Valla param var yaaa” sahtekarlığına sığınmakta ısrar eden çulsuz…
- İçten içe “Ulan baba ne kadar anlayışlısın, sağol be ya” sessizliğinde sevinen bir çocuktu…
- Yine çocuk…Bir çocuk
- Metehan Öztürk…
- At arabalarının, kamyonetlerin arkasına takılmış…
- Arkadaşları tarafından “Abi takılan var, takılan var” diye gammazlanmış…
- Minibüslerde, otobüslerde midesi bulanınca annesi tarafından “aklına getirme midenin bulandığını” öğüdüyle yüzleşmiş…
- Bu öğüdü ciddiye alıp “Aklıma getirmiycem, getrimiycem işte” diye mücadele etmiş ve bunu başaramamış bir çocuktu…
- Depozitolu şişeleri evden çaktırmadan yürütüp bakkala satarak harçlığını çıkarmış…
- Ebe tura bir ki üç, yerden yüksek, Japon kale, dokuz aylık… gibi oyunlara doymayan…
- Hava kararmadan evde olması gerekmiş bir çocuktu…
- Yine çocuk…
- Evdeki terliklerin salon, mutfak, banyo, balkon terliği şeklinde ayrılmasına anlam veremeyen…
- Balkon terliğiyle odalarda, diğer terliklerle balkonda dolaştığında azarlanmış bir çocuktu…
- Yine çocuk…
- Banyo yapmayı sevmeyen…
- Taşa oturunca gerçekten karnı ağrıyan…
- Acıkınca eve şöyle bir uğrayıp ekmeğin arasına domates destekli bir şeyler koydurarak evden bir çırpıda çıkan…
- Evden çıkarken ayakkabıların giyilmesi esnasında ekmeği yanından dişleyerek ağzında tutan…
- Çıtalı uçurtma yapmayı asla öğrenemediğinden, marangozdan yalvar yakar aldığı çıtaları mahallenin abilerine gözü kapalı teslim eden bir çocuktu…Bir çocuk
- Metehan Öztürk…
- Ağlamaktan utanmayan…
- Akşama köfte, patates kızartması yapıldı mı sevinçten deli olan…
- Köfteleri, patatesleri yerken yarına kalma ihtimalini düşünen…
- Ertesi gün buzdolabını açtığında bir tane olsun köfteye rastlayamayan…
- Tek tük kalmış, pörsümüş patateslere tenezzül etmeyen bir çocuktu…
- Yine çocuk…
- Bütün spor ayakkabılarına”esem spor” denilen…
- Ayakkabı bağlamayı geç öğrenmiş…
- Kış günlerinde pantolonunun altına zorla külotlu çorap giydirilmiş…
- Arabaların şoför tarafındaki camlarından içeriye dikkatlice bakarak “arabanın kaç yaptığını” öğrenmekten keyif alan…
- “Kızların içinde kızılcık bebek” küçümseyişini fazlasıyla tatmış bir çocuktu…
- Yine çocuk…Bir çocuk
- Metehan Öztürk…
- Düğünlere götürülmüş…
- Düğünlerde mahalli sanatçının “anneler babalar çocuklarınızı yanınıza alın” uyarısıyla sahneden alınmış…
- Sonra tekrar sahneye fırlamış…
- Adını bilmeyenlerin “Küçüüüükkkkkkk… Şişşşştttt küçüüüükkk” seslenişine maruz kalmış bir çocuktu…
- Bir çocuk…
- Kocaman kocaman sevdaları olan…
- Hep en kudretli kendisinin aşık olduğunu sanan, öylesine bir çocuktu…
- Yine çocuk…O işte…
- O…
- Daha ne olsun…
- Nasıl söylesek?..
- Nasıl anlatsak?..
- Pasaklıdır mesela…
- Dağınık…
- Hep dağınık…
- Kendisini dağıtacak sevdaları kolay bulması bundan belki…
- Belki bundan iflah olmaz bir gönül adamı…
- Dağınık…
- Ruhu… Beyni… Mekanı…
- Her yeri dağınık… Öyle biri…
- Yalancı…
- Kendisini kandıracak kadar yalancı…
- Hiç bir hayali yok…
- Olmadı…
- Olmayacak da…
- Asabi…
- Sabırsız…
- Ama en çok da dağınık…
- Ruhu… Beyni… Mekanı…
- Her yeri dağınık… Öyle biri…
- Öylesine yaşıyor…
- Öylesine…
- Öyle..
- Bir çocuk
- Metehan Öztürk…
- Yine çocuk…
- Hep çocuk…
- Hep…
- Herkes kadar çocuk…
- Herkes…


Mayıs 26th, 2010 at 16:02
Way Bea Ben Neymişim xDDDD
Mayıs 26th, 2010 at 16:03
olm çok karisma çıkmıssın çaybardağıyla
:D:D bitiorum sana ya
:D:D:D:D