Biyografiler
Can Bonomo
İzmirli Can Bonomo, müziğe 8 yaşında gitar çalarak başladı. Ortaokul ve lise boyunca sürdürdüğü müzik çalışmalarına İstanbul’da devam etti. 17 yaşında İstanbul semalarına açılmaya karar veren Bonomo, müzik dünyasına ses prodüksiyonculuğu yaparak atıldı. Bilgi Üniversitesi’nde Sinema-Televizyon Bölümü’nde okudu. Üniversite yıllarında Radyo Klas, Number One FM ve Radio N101’de radyoculuk yaptı. Daha sonra, televizyona geçerek Number One TV ve MTV’de televizyon programları hazırladı. Televizyonculuk kariyeri süresince çeşitli reklamlarda rol aldı.
Müzisyenlik kariyeri, Irwin Welsh’in Porno adlı kitabının ilk yaprağına sardığı demosunu Can Saban’a gönderdiğinde yeni bir boyut kazandı. Lise ve üniversite yıllarında amatör müzik gruplarıyla İzmir ve İstanbul’da birçok konser veren Bonomo, sonunda “Hazırım” diyerek ilk albümü için kolları sıvadı. Yaklaşık iki yıllık hummalı bir hazırlıktan sonra da Ocak 2011’de Can Saban’ın yapımcılığı ile ilk albümü “Meczup”u yayınladı. Can Bonomo ve ilk göz ağrısı “Meczup”, 24 Ocak’ta Babylon’da düzenlenen bir geceyle dinleyicileriyle buluştu.
Kimlerle, Neler Yapıyor?
“Meczup”un biri hariç tüm parçalarının söz ve bestesi Can Bonomo imzasını taşıyor.Düzenlemeler ise aynı zamanda albümün prodüktörlüğünü ve müzik direktörlüğünü üstlenen Can Saban’a ait. Parçaların miksing ve mastering’i Ali Rıza Şahenk tarafından yapıldı. TheFatLab’de kaydedilen “Meczup”, We Play – TheFatLab etiketiyle yayınlandı. Albüm kapağındaki albümün art work’leri bizzat Can Bonomo’ya ait, kapak fotoğrafını ise Dilan Bozyel çekti.
Albümün çıkışparçası “Şaşkın”ın klibinin yönetmeni ise Can Eskinazi.
Haziran ayı başında yayınlanan 2. klibi Bana Bir Saz Verin’in yönetmen koltuğunda ise Can Saban vardı.
Aslında sık sık arkadaşlarıyla yaptığı doğaçlama müzik ve sohbetlere, takipçilerini de dahil ederek, kendine özgü online performanslar yapıyor.
Müzikal yolculuğu boyunca The Shins, Wax Poetic, The Kinks, The Libertines ve The Beatles’dan etkilenen ve esinlenen Bonomo, Alaturka nağmelerden indie melodilere gezinen müziğini ‘İstanbul Müziği’ olarak tanımlıyor.
Sanatın hemen her dalına ilgi duyan Can Bonomo, müziğin yanı sıra illüstrasyon yapmaya ve fotoğraf çekmeye bayılıyor!
Son olarak TRT, Eurovision temsilcisi olarak Can Bonomo’yu seçti. Ülkemizi Eurovision’da temsil edecek.
Aldığı Ödüller:
- 8. Radyo Boğaziçi Müzik Ödülleri 2011 ‘En İyi ÇıkışYapan Sanatçı’
- 38. Altın Kelebek Televizyon Ödülleri 2011 ‘En İyi ÇıkışYapan Solist’
Albüm Tanıtımları
ALBÜM HAKKINDA BİLGİ
Sanatçı : Bülent Ortaçgil
Albüm Adı : Sen
Müzik Şirketi : Ada Müzik
Sen
Türkiye’de şehir müziğinin önemli isimlerinden Bülent Ortaçgil, ‘Sen’ isimli yeni albümünü Ada Müzik’ten çıktı. Her zamanki gibi tüm söz ve bestelerde sanatçının imzasını taşıyan ‘Sen’ çok özel Ortaçgil şarkılarıyla bezeli.
Bülent Ortaçgil, yoğun konser temposuna rağmen yedi yıldır albüm yapmamıştı. Son çalışması ‘Sen’de yer alan yeni şarkılar sanatçının sevenlerini ziyadesiyle memnun edeceğe benziyor. Albümde müziklerin yanı sıra şarkı sözlerinin de şiirselliği göze çarpıyor.
‘Sen’de Ortaçgil her zamanki gibi gitar ve vokaliyle yer alırken usta müzisyenler Baki Duyarlar (klavye), Cem Aksel (davul), Gürol Ağırbaş (bas gitar), Birol Ağırbaş (perküsyon) ve Barlas Tan Özemek (elektrik gitar) enstrümanlarıyla sanatçıya eşlik ediyor. SEN in ilginç bir özelliği de 14 kişilik bir yaylı gurubuyla çalınmış olması. Bu kayıtlar Hollanda da Power Sound studyosunda gerçekleştirildi.
Diğer kayıtlar Türkiye’ de Ortaçgil in yıllardır birlikte çaldığı arkadaşlarıyla yapıldı. Düzenlemeler ise Baki Duyarlar’ın.
Sanatçının son stüdyo albümü ‘Gece Yalanları’nı 2003 yılında yine Ada Müzik etiketi ile yayınlamıştı.
Albümde Yer Alan Şarkılar: Hiç Canım Yanmaz, Denize Doğru, İstediğini Yap, Sen Sorumlusun, Acıtır, Adalar, Telefon, Ayrıntılar, Niçin, Sen / Ben.
Albümdeki şarkılar;
| 1. Hiç Canım Yanmaz |
| 2. Denize Doğru |
| 3. İstediğini Yap |
| 4. Sen Sorumlusun |
| 5. Acıtır |
| 6. Adalar |
| 7. Telefon |
| 8. Ayrıntılar |
| 9. Niçin |
| 10. Sen – Ben |
Albüm Tanıtımları
ALBÜM HAKKINDA KISA BİLGİ
Sanatçı : Peyk
Albüm Adı : İçimdeki İz
Müzik Şirketi : Rakun
İçimdeki İz
Peyk, 4 yıl aranın ardından 2. albümü ile geri döndü. Bir seneyi geçen uzun ve titiz bir çalışmanın ürünü olan ve “İçimdeki İz” adını alan albüm, RAKUN etiketiyle çıktı.
Temeli 1991 yılında atılan ve 2006 yılında kadrosu son halini alan ekip (İrfan Alış (vokal), Serdal Ersoy (gitar), Ertan Çalışkan (davul), Özgür Ulusoy (keman, klavye), Barış Tokgöz (bas gitar), birlikte çalışmanın keyfini, iyi müziğe aktarıyor. Yıllar içerisinde derinleşmiş ve olgunlaşmış 9 şarkının yer aldığı “İçimdeki İz”in kayıtları Flat Production ve Öztop Stüdyo’da tamamlandı; miks ve mastering çalışmaları Serdar Öztop tarafından yapıldı.
İlginç hikayesi ile dikkat çekecek ilk klip, Başar Kalıpçı’nın yönetmenliği ve Tolga Yetişmen’in oyunculuğu ile “Sobe” adlı şarkıya çekildi. Klibi Peyk’in söz yazarlığındaki özgünlüğü, “Gamsız Öküz”, “Dol Gözüm Dol” gibi şarkılarda ön plana çıkarken melodik altyapının önemini yitirmediği; blues ve reggae öğelerin dikkat çektiği; trompet, trombon ve akordeon ile zenginleşen Peyk müziği, kendini, “Yol”, “Acının Şarkısı”, “İçimdeki İz” ve “Aşk Ki” gibi şarkılarda yeniden gösteriyor.
Grubun ilk albümü “Suluşaka”nın yaratmış olduğu dalgayı pekiştirecek, grubun sadık çekirdek dinleyici kitlesini genişletecek nitelikte olan, prodüktörlüğünü yine grubun üstlendiği “İçimdeki İz”, RAKUN Müzik işbirliği ile raflardaki yerini aldı.
Albümde yer alan şarkıları;
1. İçimdeki İz
2. Dol Gözüm Dol
3. Gamsız Öküz
4. Sobe
5. Aşk Ki
6. Don Kafa
7. Piç
8. Yol
9. Acının Şarkısı
Genel
Türkü radyo
Türkülü doğduk biz türkülü ölürüz.. ağıtlarımızda türkü vardır acıılarımızda, hıçkırıklarımızda türkülerle yaşarız.. türküler bizi, biz türkülerimizi yaşatırız..
Şiir’in diliyle, Şair Bedri rahmi eyüboğlu’nun kalemiyle türkü;
Türküler dolusu
Kirazın derisinin altında kiraz
Narın içinde nar
Benim yüreğimde boylu boyunca
Memleketim var
Canıma ciğerime dek işlemiş
Canıma ciğerime
Sapına kadar.
Elma dalından uzağa düşmez
Ne yana gitsem nafile.
Memleketin hali gözümden gitmez
Binbir yerimden bağlanmışım
Bundan ötesine aklım ermez.
Yerliyim yerli olmasına
ilmik ilmik, damar damar
Yerliyim.
Bir dilim Trabzon peyniri
Bir avuç tiftik
Bir çimdik çavdar
Bir tutam şile bezi gibi
Dişimden tırnağıma kadar
Ressamım.
Yurdumun taşından toprağından şurup gelir nakışlarım
Taşıma toprağıma toz konduranın
Alnını karışlarım
Şairim şair olmasına
Canım kurban şiirin gerçeğine hasına
içerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum
Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter
Eğri büğrü , kör topal kabulum
Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım
Şairim
Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm
Hey hey, yine de hey hey
Salınsın türküler bir uçtan bir uca
Evelallah hepsinde varım
Onlar kadar sahici
Onlar kadar gerçek
insancasına, erkekçesine
‘Bana bir bardak su’ dercesine
Bir türkü söylemeden gidersem yanarım.
Ah bu türküler
Türkülerimiz
Ana sütü gibi candan
Ana sütü gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.
Ah bu türküler,
Köy türküleri
Dilimizin tuzu biberi
Memleket ahvalini onlardan sor
Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen’i
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni…
Ben türkülerden aldım haberi.
Ah bu türküler, köy türküleri
Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak
Hilesiz hurdasız, çırılçıplak
Dişisi dişi, erkeği erkek
Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara
Bıçağı bıçak .
Ah bu türküler köy türküleri
Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
Kiminin reyhasından geçilmez
Kimi zehir, kimi zemberek gibi.
Ah bu türküler, köy türküleri
Olgun bir karpuz gibi yarırılır içim
Kan damlar ucundan, murekkep değil
işte söz, işte ses, işte biçim:
‘Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar’
iliklerine kadar işlemiş sızı
Artık iflah olmaz kavak ağacı
Bu türkünün yüreğinde sancı var.
Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne yazanı
Altlarında imza yok ama
içlerinde yürek var
Cennet misali sevişen
Cehennemler gibi dövüşen
Bir çocuk gibi gülüp
Mağaralar gibi inleyen
Nasıl unutur nasıl
Ömrunde bir kez olsun
Halk türküsü dinleyen…
Türkü fm, Türkülere sevdali gonullerin bulustugu türkü radyo sitesi birbirinden guzel turkuler ve dostluklar icin turku fm’den herkese Merhaba…
Türkü radyo adresimiz: http://www.turku.tk
Yaşamın içindeki bütün güzellikler sizlerle olsun..
Biyografiler
Münir Nurettin Selçuk
Münir Nurettin Selçuk 1900 yılında İstanbul’da doğdu. 1917 yılında ailesinin ısrarı ile öğrenim için gittiği Macaristan’dan geri döndü. Dar’ül Feyz’i Musiki Cemiyetine devam etti ve Zekaizade Ahmet Irsoy’dan ve Besteniğar Ziya Bey’den müzik dersleri aldı.
Münir Nurettin, bestekârlığa 1920 yılında Tevfik Fikret’in “Bu Bir terânedir” şiirine yaptığı besteyle başladı. İkinci olarak “Sensiz ey şûh gözlerim avâre kalbim ağlıyor” güfteli şarkısını besteledi ve bu iki eserden sonra yirmi yıl süreyle beste yapmadı. 1923 yılında askerliği sırasında Mızıka-ı Hümâyûn’da, sonradan da Riyaset-i Cumhur Musıkî Heyeti’nde çalışan Münir Nurettin; eski okuyuşla yeni anlayışı birleştirerek alışılagelenden çok farklı bir üslupla, 1928′de Sahibinin Sesi firmasında ilk plaklarını yaparak dikkatleri üzerine çekti.
Aynı yıl Paris’e giderek ses tekniği konusunda öğrenim gördü. Aynı zamanda özgün bir ses tekniği eğitimi görmüş ilk Türk müziği ses sanatçısı olan Münir Nurettin, 19. yüzyıl İtalyan opera şarkıcılığının izlerini taşıyan icra üslubu “Bel Canto”dan etkilendi. Türk müziği tarihinde tek başına konser verme geleneğini getiren sanatçı, ilk solo konserini Paris dönüşü, 1930 yılında, şimdiki Dormen Tiyatrosu’nda vererek büyük ilgi topladı ve hayranlık uyandırdı.
Konserlerde frak giyen ve ayakta şarkı söyleyen, aynı zamanda koro eşliğinde solo okuma geleneğini de ilk kez uygulayan sanatçı o oldu. Batıdan gelen opera, tango gibi etkileri, kendi Türk müziği okuyuş üslubuna dahil etti. Asıl beste çalışmalarına 1940-1941′li yıllardan sonra başlayan Münir Nurettin, İstanbul’a döndükten sonra otuz yılı aşkın bir süreyle İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti’nde görevi yaptı. Birçok genç kuşak sanatçısının yetişmesine katkıda bulunan Münir Nurettin Selçuk’un özel olarak ders verdiği kişiler arasında Türk müziği ses sanatçısı olan Alâeddin Yavaşça vardır. Dünya müzik çevrelerinde de büyük ilgi görmüş olan sanatçı, 27 Nisan 1981′de öldü.
Münir Nurettin Selçuk, sanatçı Timur Selçuk’un babasıdır. “Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın”, “Gül Yüzünde Göreli Zülf-İ Semen-Say Gönül”, “Saki”, “Safa-Yı Metle Parıldasın Camımız”, “Hülyama Doğan Son Güneşim”, “Son Hevesimdi”, “Varalım Kuy-I Dilaraya Gönül Hu Diyerek”, “Bir Söz Dedi Canan Ki Keramet Var İçinde”, “Rindlerin Akşamı (Dönülmez Akşamın Ufkundayız)”, “Ne Doğan Güne Hükmüm Geçer Ne Halden Anlayan Bulunur”, “Endülüs’te Raks”, “Aziz İstanbul”, “Sessiz Gemi”, “Rindlerin Ölümü”, “Sen Şarkı Söylediğin Zaman”, “Dumanlı Başları Göklere Ermiş”, “Yedi Renk Üstüne Hareli Dağlar”, “Söyle Sevgilim”, “Kalamış” gibi birçok ünlü yapıta imza atmıştır.
Biyografiler
Yaşar Kurt
Yaşar kurt kimdir?, Yaşar kurt biyografi, Yaşar kurt albümleri..
Yaşar Kurt, Türk rock sanatçısıdır. 1968 yılında İstanbul’da doğdu. 1974 – 1989 yılları arasında ilk, orta ve lise öğrenimimi İstanbul’da yaptı. 1990 yılında Eskişehir Açık Öğretim üniversitesi İktisat Fakültesine girdi. Bu üniversiteden Mezun olmadı. Bir kaza eseri giremediği konservatuvar sınavları ardından müzik alanında kendi kendini yetiştirmeye çalışmıştır. Kurduğu, Beyaz Yunus grubunda alternatif müzik üretme kaygısını gruptakilere kabul ettirememesi üzerine grup dağıldı. Oyuncu olan arkadaşlarının çağırması üzerine Almanya’nın Wuppertal kentine gitti. 1993 yılında Almanya’da ilk kez gördüğü bir müzik kayıt stüdyosunda ödünç aldığı gitarı ve sesiyle üç saatte şarkılarını okuduğu bir kayda sahip oldu. 1994 yılında Sokak Şarkıları albüm kaydını Almanya Köln’de gerçekleştirdi. Sokak Şarkıları isimli bu albümü 1994′te Türkiye’de piyasaya sürüldü. Bu albüm Ada Müzik tarafından yayınlanmıştır. Bu arada Berlin’e yerleşti, Rosa isimli kızı doğdu. Müzik ve tiyatro dışında fabrika işçiliği, gazete dağıtımı, gibi işlerde de çalıştı. 1996 yılında yaz tatili için geldiği Türkiye’de şarkılarının popüler olduğunu gördü ve çalışmalarını bundan sonra Türkiye’de sürdürme kararı alarak müziğe geri döndü. 1994 – 1997 yılları arasında Berlin, Ankara, Biclefeld, İzmir, Diyarbakır, Antalya, Erzurum, Antakya, Samsun, Karabük, Aydın, Foça, İstanbul vs. bir çok konser verdi. 1997 yılında Göndermeler albümü İstanbul Aks Müzik tarafından yayınlandı. Şu anda Boğaziçi Müzik tarafından yayınlanmaktadır. 2002 yılında Reflex kayıt İstanbul Güzel Sanat Stüdyosunda gerçekleştirildi. Yapım Ağdaş Müzik tarafından üstlenilmiştir. 1,5 yıllık stüdyo süresinden sonra oluşan Reflex albümünde Yaşar Kurt 1990 – 2000 yılları arasında yaptığı parçalarda 9 şarkıyı içermesinin yanı sıra 3 şarkının da yorumunu yapmış bulunuyor. 2003 yılında kendi kurduğu plak şirketinden Anne adlı toplama albümünü çıkardı. 2003 yılında Barışarock organizasyonunun yaratıcılarından biri olarak etkinliğin bütün safhalarında ve sahnesinde gönüllü yer aldı. Barışarock adına düzenlenen bütün etkinliklerde hala görev almaya ve sahneye çıkmaya devam ediyor. 2004 yılında Atv’de yayınlanan Sevda Tepesi adlı dizinin müziğini yaptı. Anne albümü sanatçının çıkardığı son albüm olup bu tarihten sonra yurtiçi – yurtdışı konserleri ve bar programlarında sahne almaya devam etti. 2007 yılında Arto Tunç Boyacıyan ile tanıştı o günden beri yeni bir oluşum içerisindeler ve YAŞ-AR adlı grubu kurdular.İnsanların kin ve nefrete karşı durmalarını isteyen ve bunun için birleşmeye davet eden Yaşar Kurt ve Arto Tunçboyacıyan önümüzdeki günlerde yeni bir sıngle ile sevenleriyle buluştu son olarak 2011 eylül ayında Güneş kokusu albümüyle sevenlerine Merhaba dedi..
Biyografiler
Yaşar
Asıl adı Mehmet Yaşar Günaçgün olan Yaşar, 5 Nisan 1970′te Adana’da dünyaya geldi. İlkokulu Adana İsmet İnönü İlkokulunda tamamladı. Öğretmeni aracılığı ile yapılan zeka testinde üstünzekalı olduğu belgelenen Yaşar bunu öğrendikten sonra bir daha hiç ders çalışmadı. Hiç bir zaman dayatmalardan hoşlanmadı. Okulda müzik derslerinde çalınması zorunlu tutulan enstrümanları bile çalmamakta ısrarlı davranıyordu. Kendisine yönelen alkışları katıldığı okul müsamerelerinde toplamaya başladığında bundan çok keyif aldığını farketti. 1985 yılında babasını kaybetti. Hayatındaki boşluğu sporla doldurmayı denedi ancak bu alanda fazla yeteneğinin olmadığını anlayınca müziğe yöneldi. Lise yıllarında kendi girişimiyle okul orkestrasını kurdu ve bu orkestrayla ilk kez 24 kasım 1985 yılında sahneye çıktı. Liseden sonra Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesini kazanarak Adana’dan İstanbul’a geldi. Müziğe olan ilgisini burada da devam ettirdi. Önce başkalarının şiirlerini ve sözlerini besteledi. Ardından aşık oldu ve kendi şarkılarını yazmaya başladı. Marmara üniversitesinden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi’nde Uluslararası Finans dalında yüksek lisans yaptı. 1994 yılında Ankara Mamak’ta askerliğini sürdürürken “Divane”, “Günahsız” ve “O’nun Vedası” isimli şarkıların oluşturdu. Döndükten sonra şarkılarına fazlasıyla güvenerek bu şarkıların yer aldığı bir albüm yapmayı planladı. 1996 yılının eylül ayında planlarını hayata geçirerek Divane adlı albümünü yayınladı. Bu albümle yakaldığı satış başarısıyla Altın Plak ödülüne layık görüldü. 1998 Ekim ayında 2.albümü “Esinirim” piyasaya çıktı. Bu albümde Türk Sanat Müziği öğeleri içeren “Kuşlar” adlı şarkısı ile dinleyici kitlesini genişletti. 2000 yılında “Masal” albümünü çıkardı. Kendi deyimiyle üçlemesini tamamladı. 2003 yılında sadece yorumculuğunu kullanarak oluşturduğu “Sevdiğim Şarkılar” adlı albümüyle hayranlarının karşısına çıktı. Bu albümünü de takiben 5 mayıs 2005′te “Hatırla”, 1 Aralık 2006′da ise “Sevda Sinemalarda” albümlerini yayınladı. 2008 yılında eski şarkıların yeniden yorumlayak “Dem” adlı albümünü müzikseverlerin beğenisine sundu. Ardından, 2010 yılının Aralık ayında “Eski Yazlar” isimli albümü müzik marketlerdeki yerini aldı.
Yaşar albümleri;
Eski Yazlar – Yaşar – Aralık 2010
Dem – Yaşar – Eylül 2008
Gençlik Marşı (Dağ Başını Duman almış) – Yaşar – Haziran 2008
Sevda Sinemalarda – Yaşar – Kasım 2006
Hatırla – Yaşar – Mayıs 2005
Remixes 2003 – Yaşar – Ağustos 2003
Sevdiğim Şarkılar – Yaşar – Ocak 2003
Masal – Yaşar – Eylül 2001
Biyografiler
Gripin
1999 yılında Istanbul’da kurulan gripin 2001 yılının Ocak ayında gripin’i profesyonel anlamda müzik sektörüne taşıyan kadrosunu oluşturdu.İlk albümleri ‘Hikayeler Anlatıldı’ yayınlanana kadar 2000 – 2004 yılları arasında Bronx isimli barda sahne alan grup 2003 yılında Tuborg Modern Rock Festivali vesilesi ile bestelerini oluşturmaya başladı.Cake, Wayne Hussey, Shed 7 ile birlikte katıldığı bu festivalin ardından ilk albümünün kayıtlarını gerçekleştiren gripin ilk albümünü 2004 yılının Nisan ayında Haluk Kurosman prodüktörlüğünde yayınladı.”Hikayeler Anlatıldı” albümünün yayınlanmasının birinci yılında içinde akustik ve canlı kayıtlar ile yeni şarkıların bulunduğu “Hikayeler Anlatıldı 2.baskı”yı yayınlayan gripin Ülker Roko Fest ile 21 şehri dolaştı.Daha sonra 2007 yılında kendi adını verdikleri ‘gripin’ albümünü yayınladı. Albüme 3 Türkiye turnesi ve Altın Kelebek Yılın En iyi Grubu, Powertürk müzik ödülleri 2008 En İyi Şarkı ödülleri de dahil olmak üzere bir çok ödül ve konser sığdıran gripin bu albümün ardından 2008 yılının Mart ayında bir Müzeyyen Senar klasiği olan “Dalgalandım Da Duruldum” şarkısını albümüne ekledi ve aynı yılın Aralık ayında vatani görevlerini yerine getirmek üzere 3 üyesini askere uğurladı.Askerlik sonrası kurucu üyelerinden Evren Gülçığ ile dostça vedalaşan grup plak şirketini de değiştirerek Avrupa Müzik ailesine katıldı.2000 yılından yerli yabanı 41 farklı şehirde 550′nin üzerinde konser veren grup Cake,Wayne Hussey,Skin, Shed 7 , Reamonn , Placebo , Myslovitz ve Evanescence gibi grupların Türkiye konserlerinde ön grup olarak yer aldı.Gripin, 5 Mart 2010′da çıkardığı 3. stüdyo albümleri “M.S. 05 03 2010″ ile müzik dünyasına bomba gibi düştü. Grup, bu albümünde yer alan “Beş”, “Durma Yağmur Durma”, “Sen Gidiyorsun” isimli şarkılarına klip çekti ve geçtiğimiz günlerde son olarak “Gidenin Dostu Olmaz” isimli şarkısını da kliplendirdi.
Gripin Albümleri;
M.S 05.03.2010 – Gripin – Mart 2010
Gripin – Gripin – Ocak 2007
Hikayeler Anlatıldı – 2. Ba… – Gripin – Nisan 2005
Biyografiler
Nev
Nev, İstanbul’da doğdu. Müziğe mandolin çalarak başladı, üniversite yıllarında ise elektro gitar ile tanıştı. İstanbul Üniversitesi İşletme bölümünden mezun olduktan sonra, yüksek lisans için tercihi finans oldu. Nev’in profesyonel iş hayatına atıldığında bile müzikle ilişkisi sürdü. Bazı ünlü giyim markalarının ürün müdürlüğünü yaparken, 1995 yılında Chantage grubu ile Cool Bar’da sahneye çıkmaya başladı. 2001′de ilk albümü “Her Şeye Rağmen”i yayımladı. Bu albümde Özkan Uğur, Göksel, Tuba Önal gibi isimlerle çalıştı. Çıkış şarkısı “Zor” ile dikkat çekti. 2004′te tüm söz ve müziklerin kendisine ait olan ikinci albümü “Sen Gibi” yayımlandı. Özellikle “Mühürlü Kaderim” ve “Sen Gibi” şarkıları müzik listelerinin üst sıralarında yer aldı. 2007 yılında “Işığım ve Gölgem” isimli üçüncü albümünü yayımladı. “Sükût-u Hayal” ve “Susma” şarkıları ile yine adından söz ettirmeyi başaran Nev, kendine has tarzı ve hayran kitlesiyle müzik dünyasında şimdiden özel bir yer edindi. Nev, 2010 yılının Mart ayında “Aşk (Sevgililer Günü Özel)” single’ını yayımladı. Ardından, sevilen Türk Sanat Müziği eserlerini seslendirdiği “Bir Nev-i Alaturka” isimli albümünü Haziran 2010′da yayımladı. Nev bu albümünde “Mazideki Aşk” ve “Sevmekten Kim Usanır” isimli şarkılarına klip çekti. Hayranlarının yeni şarkılarını beklediği sanatçı, 2011 yazını “Yokum” adlı yeni şarkısıyla karşıladı.
Nev Albümleri;
Yokum – Nev – Ağustos 2011
Bir Nev-i Alaturka – Nev – Haziran 2010
Aşk ( Sevgililer Günü Özel ) – Nev – Mart 2010
Işığım Ve Gölgem – Nev – Ağustos 2007
Sen Gibi -Nev – Haziran 2004
Albüm Tanıtımları
”Girift” çaldığı albüm çıktı
Neyzen ve Giriftzen Doç. Dr. Süleyman Erguner, ”girift”le solo albüm çıkardı.
Tek örneği Amasya Müzesi’nde bulunan geleneksel Türk Sanat Musikisi’nin üflemeli sazı ”girift”i 15 yıllık emekle yeniden tasarlayıp üreten, bununla da kalmayıp bir de solo albüm çıkaran Neyzen ve Giriftzen Doç. Dr. Süleyman Erguner, ”Görevim bitmedi. Musikimizin böyle önemli bir çalgısının kaybolmaması için çabalarım sürüyor” dedi.
Türk müziğinin beste ve icra sahasında büyük üstatlarından Neyzen Süleyman Erguner’in torunu, Neyzen Ulvi Erguner’in oğlu Doç. Dr. Erguner, Türk Musiki tarihine ‘20. yüzyılın en büyük ney virtüozu’ diye geçen dedesi Süleyman Erguner’den kalma 80 yıllık neyi halen kullanmasının yanı sıra, yaklaşık bir asırlık aradan sonra Türk Sanat Musikisi’ne yeniden kazandırdığı üflemeli bir çalgı olan girifti de yanından ayırmıyor.
Erguner, bir etkinliğe katılmak üzere geldiği Hatay’da, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geleneksel Türk Musikisi’nin en değerli çalgılarından girift söz konusu olduğunda akla gelen ilk besteci ve üstadın sürgün nedeniyle 23 yıl Amasya’da yaşayan giriftzen Asım bey olduğunu, 1852 ile 1929 yılları arasında yaşayan Asım beyden bugüne kadar bu değerli çalgının adeta unutulduğunu ancak, kendisi tarafından 2007′de yeniden gün yüzüne çıkarıldığını anımsattı.
Geleneksel Türk Sanat Musikisi nefesli sazlarından olan girifti Amasya Müzesi’ndeki örneğine göre yeniden tasarlayarak ürettiğini, bununla da kalmayıp solo albüm yaptığını vurgulayan Erguner, bunun için 15 yılını harcadığını bildirdi.
Erguner, Türk Musikisi’nin bundan sonraki bireysel, toplu enstrümantal ve koro icralarında giriftin, neyden farklı, bas karakterli ve kendine has sesiyle büyük katkı sağlayacağına inandığını belirterek, ”Tarihe baktığımızda ney üstatlarının çoğunun aynı zamanda giriftzen olduğunu görebiliyoruz. Bu değerli çalgıyı uzun yıllar sonra yeniden gün yüzüne çıkarmaktan gurur duyuyorum” dedi.
Giriftin çıkardığı sesin neye benzediğini ancak, ondan çok farklı olduğunu belirten Erguner, ”Ses deliği ve boğum sayısının yanı sıra 52 santimetrelik uzunluğu ile de neyden farklı olan girifti Türk Sanat Musikisi’ne yeniden kazandırmakla görevim bitmedi. Musikimizin böyle önemli bir çalgısının kaybolmaması için çabalarım sürüyor” diye konuştu.
-NEYİN KİTABIN YAZDI, JAMAİKA’DAN BİLE NEYZEN ÇIKTI -
Dünyada ney konusunda söz sahibi olan Erguner, aynı zamanda İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda öğrencilere ders verdiğini, kendisine ait ney atölyesinde de farklı mesleklerden birçok öğrencisinin olduğunu kaydetti.
Erguner, 1986 yılında ”Ney Metodu” kitabını çıkardığını ve bu kitaptan yüzlerce kişinin yararlandığını belirterek, ”Her usta mesleğinin sırrını vermek istemez, fakat biz kitabını yazdık ve insanların kullanımına sunduk. Ama kitabın fahiş fiyatlara satıldığını duyunca piyasadan çektim, şu an satışı yok. Piyasada fiyatı 200 liraya kadar çıkmıştı, şimdi isteyen olursa özel olarak yolluyorum” diye konuştu.
Bu kitaptan birçok kişinin yararlanıp ney üflemeyi öğrendiğini ifade eden Erguner, şunları söyledi:
”Mesela Jamaika’dan bir neyzen İstanbul’da konsere geldi. Konser verdikten sonra öğrencilerimden biri ‘nereden öğrendiniz’ diye sorunca, ‘Süleyman Hoca’nın öğrencisiyim’ demiş. Halbuki ben hiç Jamaika’ya gitmedim. Meğerse kitabımı almış ve onunla çalışarak ney üflemeyi öğrenmiş. Berlin’de konsere gittim bir arkadaş geldi elimi tuttu ve ‘hocam senin sayende ev aldım’ dedi. Ney metodu kitabı ile çalışıp ney öğrenmiş ve ders veriyormuş, hem de saati 100 Avro. Ama benim öğrencilerim ondan çok daha iyi ney üflüyor.”
-”KÜLTÜRÜMÜZE SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM”-
Dedesinin hem hafız hem de Türk Musikisi’ni iyi bilen biri olduğunu belirten Erguner, dedesinin zamanın mevlevihanelerinde yetiştiğini ve daha önce yurdun birçok yerinde bu mevlevihanelerin bulunduğunu vurguladı.
Dünyanın birçok yerinde konser verdiğini anlatan Erguner, ”Batılılar ’sihirli kutu’ dedikleri bu müzik aletinden çıkan sesle adeta büyülendi. İnsanların ney sesine hayranlığı karşısında adeta şok oldum. Meğer, batı bizim kültürümüze hayranken biz onların hayranı olmuşuz” dedi.
Erguner, huzur arayan herkese ”ney” dinlemesini tavsiye ettiğini de sözlerine ekledi.
















